UNESCO’nun 2009-2011 yılları arasında yayınladığı “dünyada felsefe öğretimi” raporları*. Bu raporlardan şu genel sonuçlara varmak mümkündür:

Avrupa, Amerika, Latin Amerika, Avustralya, Asya ve Pasifik bölgelerindeki pek çok ülkede, Felsefe ve İnsan Bilimleri öğretimine ortaöğretim seviyesinde (14-18 yaş) başlanmaktadır. İçerikleri ve ders süreleri değişse de, bu derslerin ortaöğretim seviyesinde müfredata eklendiği yönünde ortak bir tavır gözlenmektedir. Yine bu bölgelerdeki pek çok ülkede din eğitimi, ahlak eğitimi ve kültürel kökene uygunluk gibi dinamikler çerçevesinde bu derslerin içerikleri tartışmalar yaratmakta, müfredata eklenip çıkarılmaları sıklıkla gündeme gelmektedir.

Türkiye’de Felsefe ve İnsan Bilimleri öğretimine yönelik dersler de ortaöğretim seviyesinde başlamaktadır. Öncelikle Türkiye’de 12 yıllık zorunlu eğitim şu kademelerden oluşmaktadır:

İlköğretim 1. Kademe / İlkokul / 1-2-3-4. Sınıf / 6-9 Yaş

İlköğretim 2 . Kademe / Ortaokul / 5-6-7-8. Sınıf / 10-13 Yaş

Ortaöğretim / Lise / 9-10-11-12. Sınıf / 14-18 Yaş

 

Felsefe ve İnsan Bilimleri dersleri Türkiye’de ortaöğretim seviyesinde şu şekilde sunulmaktadır:

Felsefe Dersi / zorunlu / 11. sınıf / haftada 2 saat

Felsefe Dersi / seçmeli / 12. sınıf / haftada 1-2 saat

Mantık / seçmeli / 11. ve 12. sınıf / haftada 2 saat

Bilgi Kuramı / seçmeli / 9-10-11-12. sınıf / haftada 1-2 saat

Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi / seçmeli / 12. sınıf / haftada 4 saat

Görüldüğü üzere, zorunlu Felsefe dersi yalnızca 11. sınıfta haftada 2 saat şeklinde uygulanmaktadır. Öğretim metodu ise kitabi bilginin aktarılması şeklindedir, yani felsefe tarihinden kişiler ve fikirler öğretmen tarafından öğrenciye aktarılmakta, öğrenci “felsefe yapma”yı öğrenen aktif katılımcı değil, “felsefe bilgisi”nin pasif alıcısı olarak konumlanmaktadır.

Çocuklar İçin Felsefe (P4C) yöntemi yalnızca felsefe öğretimini erken yaşa çeken değil, aynı zamanda öğretim metodunu da değiştiren bir yöntemdir. P4C bir ders değil, bir soruşturma; bir sınıf değil, bir soruşturan topluluktur. Anlatan-dinleyen ilişkisi değil, doğal ve neşeli paylaşımlardır. Felsefecileri anlatan geleneksel öğretim modeli değil, “felsefe yapma”yı ve düşünmeyi öğreten bir pedagojidir. Eğitmen, ders anlatan bir öğretmen değil, düşünmeye teşvik eden bir kolaylaştırıcıdır. Alışılmış sıralı sınıf düzeni değil, çocukları bir felsefi sorun etrafında toplayan bir çemberdir. Binlerce yıldır gelen bilgiyi akılda tutmak değil, geçmişin bilgisini bugünle ilişkilendirebilmektir.

* UNESCO, Teaching Philosophy Reports, 2009-2011