4. sınıf (9 yaş) çocuklarla yaptığımız bir Çocuklar İçin Felsefe dersi örneği ve kazanımları.

Eğitmen dersi bir hikayeyle açar. Hikaye şöyledir:

Bu çok uzak ülkelerden birinde yaşayan mutsuz bir prensin hikayesi. Bu prens her gün mutsuz uyanır, gelecekte kral olduğunda da ne kadar mutsuz olacağını düşünür. Bir gün sıkıntıyla sarayın bahçesinde gezerken, çiftliğin olduğu bölüme kadar yürür. Orada bir taşın üzerine oturup çiftlik hayvanlarını izlemeye koyulur. Tam önünde çamurlara bulanarak oynayan domuza bakıp, “Keşke şöyle mutlu bir domuzcuk olsam!” der. Tam o esnada oradan görünmez bir peri geçmektedir. Bu görünmez perilerin özelliği de, duydukları bir dileği gerçekleştirmek zorunda olmalarıdır. Peri bir anda prensin burnunun dibinde görünür olup, “Dileğini gerçekleştirmek zorundayım” der. Prens paniğe kapılır, “Ben öylesine demiştim” diye kekeler. “Bu duruma kendini hazırlaman için sana biraz süre veriyorum. Yarın gelip seni domuza çevirmek zorundayım” diyerek gözden kaybolur peri. Prens başlar düşünmeye: Mutsuz bir prens olmak mı, yoksa mutlu bir domuzcuk olmak mı?

Soru bu şekilde sorulur ve çocuklar ilk fikirlerini söylemeye başlarlar. İlk etapta mutlu bir domuzcuk olmak ağır basar. “Otorite yok, kurallar yok, sürekli oyun ve eğlence var, özgürsün ve mutlusun” vb. fikirler dile getirilir. Ardından “mutluluk” konusuna ilişkin temel bir tartışma ortaya çıkar.

Emir: Mutlu olmak insanın anlam dünyasına ait bir şeydir. Domuzcuk için böyle bir kavramın olup olmadığını bilemeyiz, ama büyük ihtimalle yoktur. İnsanın zihni vardır ve bu tarz kavramları kurar. O yüzden mutlu bir domuzcuk olmayı insanken istemesi, domuz olduğunda gerçekleşmeyecek. Yalnızca bir domuz olacak ve mutlu-mutsuz gibi kavramları olmayacak. Ben insan olarak kalmasını söylerim, en azından mutlu-mutsuz ayrımı var ve mutsuz olma durumunu değiştirebilir. Mutlu olma olasılığı daha yüksek olur.

Kuzey: Emir çok iyi düşündün. Evet doğru, insanın zihni vardır. Evet ya Emir, bravo valla! Zaten domuzcuk olsa bütün gün homurdanacak! Çok saçma, evet çok saçma. İnsan olmak, mutsuz da olsa, daha iyidir.

Cansu: Domuzcuk olmasında bir risk var, sonuçta bir insan tarafından öldürülebilir. Bu riski yok etmek için kral babasına haber vermeli. Ben yarın domuz olacağım, sakın beni kesmeyin demeli. Bu risk de ortadan kalkınca, mutlu bir domuzcuk olarak yaşamayı garantilemiş olur. Yoo hayır, yine olmaz. Bunu söylerse, kraliyete ait olduğunu bilir, yine aynı bilinçle kalır.

Kuzey: Yaa bu da çok doğru. Cansu’nun dediği de çok doğru. Başkaları onun domuza dönüştüğünü bilirse, o bağımsız bir domuz olamaz. Bilmezlerse de, birinin tabağında lezzetli bir sosis olabilir. Mutlu sosis olur, ha ha, off ya hep kafam karışıyor, hep kafam karışıyor.

Emel: (Gözleri dolarak) Ben deminden beri el kaldırıyorum ve siz beni görmüyorsunuz, bana söz hakkı vermiyorsunuz. Üff!

Bu derste, Çocuklar İçin Felsefe pedagojisinin üç temel kazanımını gözlemlemek mümkün:

Düşünme Becerileri konusuanda Emir ve Cansu başarılı: Önermelerle argüman kurma, soyutlama, mantıksal çıkarım, vb.

İletişim Becerileri konusunda Kuzey geliştirilmeli. Kendini ifade etme, kendi düşüncelerine güvenme, başkalarının düşüncelerine saygı gösterme, ben diliyle konuşma, nezaket, vb.

Duygusal Beceriler konusunda Emel geliştirilmeli: Duygusal esneklik (resilience), bağ kurabilme, dışarıya katılım gösterme (engagement), vb.